Yazarlar

İlişkilerde Güvenin Kırılgan Gerçekliği

Güven… Herkesin aradığı ama çoğu zaman tam olarak ne kadar sunduğunu bilmediği bir kavram. İlişkilerin temel taşlarından biri, hatta belki de en büyüğü. Sevgiyle, saygıyla, sadakatle beslenen bir bağ ama hepsi bir yana, güven olmadığında diğerlerinin ayakta kalması neredeyse imkansız.

Çoğu insan bir ilişkide güven bekler ama şu soruyu nadiren kendine sorar: Ben ne kadar güven veriyorum? Hepimizin karşısındakinden beklentileri var. Sadık olsun, açık olsun, sözünde dursun… Ancak biz bu beklentilere denk düşecek davranışları ne kadar sergiliyoruz? Güven, bir kez verilip kenara konulacak bir şey değil. Her gün yeniden inşa edilen, zamanla pekişen, küçük anlarla büyüyen bir yapı.

Birini sevmek kolay, ona güvenmek ise emek ister. Hele ki geçmişte hayal kırıklıkları, yalanlar, ihanetler yaşanmışsa… Bu noktada da güven sadece bir seçim değil, aynı zamanda bir cesarettir. Karşımızdakine “Sana güveniyorum” diyebilmek, bir anlamda ona “Beni incitme” demektir.

Ama işin bir diğer yönü daha var: Güven talep ettiğimiz kadar, onu hak etmek için de çabalamalıyız. Şeffaf olmalı, sözümüzle davranışımızı tutarlı hale getirmeli ve en önemlisi, karşımızdakinin hassasiyetlerine değer vermeliyiz. Çünkü güven, sadece sözlerle değil, davranışlarla inşa edilir.

İlişkilerde güven kaybolduğunda, her şey yavaş yavaş çözülmeye başlar. Önce bakışlar değişir, sonra kelimeler kırılır. Bu yüzden güveni korumak, bir ilişkiyi korumaktan farksızdır. Bir duvar gibi düşünün; her ihmal, her yalan, her tutarsızlık bu duvarda bir çatlak açar. Ve eğer o çatlaklar zamanında onarılmazsa, duvar gün gelir yıkılır.

Unutmamak gerekir ki güven, tek taraflı bir beklenti değil; çift yönlü bir sorumluluktur. Hem istemek hem vermek gerekir. Hem korunmak hem korumak ve en önemlisi, güvenin bir ayrıcalık değil, bir emek meselesi olduğunu kabul etmek…

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu